reklam
reklam
Haberliyorum.com
reklam

Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan Trump’ın son hamlesine sert tepki

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İslam İşbirliği Teşkilatı Komite Toplantısı’nda konuşma yaptı. Golan Tepeleri’nin işgalinin meşrulaştırılmasına asla izin verilemeyeceğini belirten Erdoğan,

Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan Trump’ın son hamlesine sert tepki
Bu haber 22 Mart 2019 - 13:58 'de eklendi.

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Yeni  Zelanda’daki terör saldırısına ilişkin, “Bu olay kökleri derinlere inen bir kinin, saplantının ve nefretin, inkarı mümkün olmayan bir dışa vurumudur.” dedi. 

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Yeni Zelanda’da İki Camiye Yönelik Terörist  Saldırı ve Müslümanlara Karşı Nefret ve Tahammülsüzlükle Mücadele Konusunda İslam  İşbirliği Teşkilatı (İİT) Dışişleri Bakanları Düzeyinde Açık Katılımlı Acil İcra Komitesi Toplantısı’nın açılışında konuştu.

Erdoğan, gelecek hafta pazar günü Türkiye’de yerel seçim yapılacağını,  bu yerel seçim arifesinde yoğun çalışmaların devam ettiğini fakat Yeni  Zelanda’daki arzu edilmeyen olay sebebiyle İİT’yi bir araya getirmek  istediklerini söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, toplantıya katılan konuk bakanlara   “Bugün sizlerin bu acil davete icabetiniz sebebiyle şahsım ve milletim adına  ülkemize, ikinci eviniz Türkiye’ye bir kez daha hoş geldiniz. 565 yıldır  ezanların gökyüzünü süslediği, Peygamber Efendimizin övgüsüne mazhar güzel  İstanbul’umuzda ağırlamaktan büyük bir bahtiyarlık duyuyorum. Buradan yüreği  bizimle birlikte atan dünyanın dört bir köşesindeki Müslüman kardeşlerimizi  sevgiyle selamlıyorum. İçinde bulunduğumuz, Efendimizin ‘Allah’ın ayı’ diyerek  tarif ettiği mübarek Receb-i Şerif’inizi tebrik ediyorum.” diye seslendi.

Terör saldırısı sonrasında yaralarını saran Yeni Zelandalı  vatandaşların acılarını paylaştıklarını dile getiren Erdoğan, Afganistan’tan,  Pakistan’a, Irak’tan Somali’ye kadar terörle mücadele edenlere, dayanışma  mesajlarını gönderdiğini belirtti.

Yeni Zelanda’daki eylemde hayatını kaybedenler başta olmak üzere  terörün vahşi yüzüne kurban verilen aziz şehitleri rahmetle yad eden Erdoğan,  yaralılara da acil şifalar diledi.

Yeni Zelanda halkına bu menfur eylem nedeniyle taziyelerini ileten  Erdoğan, “Saldırının hemen ardından Cumhurbaşkanı Yardımcımı ve Dışişleri  Bakanımı Yeni Zelanda’ya gönderdim. Yeni Zelanda Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri  Bakanı Sayın Peters’a, Etnik Topluluklar Bakanı Sayın Salesa’ya, Avustralya’nın  İİT Özel Temsilcisi Büyükelçi Sayın Cevdet’e toplantıya teşrifleri için ayrıca  teşekkür etmek istiyorum.” dedi.

Yeni Zelanda bakanlarının bu toplantıya katılmasının kendileri,  maktullerin aileleri ve tüm Müslümanlar için son derece anlamlı ve önemli  olduğunu vurgulayan Erdoğan, “Zirve dönem başkanı olarak yaptığımız davete çok  kısa sürede icabet ettiğiniz için her birinize şükranlarımı sunuyorum.  Toplantımızın ve yapacağımız istişarelerin hayırlara vesile olmasını Allah’tan  niyaz ediyorum.” diye konuştu.

“TÜRKİYE VE İİT’NİN SESSİZ KALMASI DÜŞÜNÜLEMEZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, öncelikle bir hakikatin altını çizmekte fayda  gördüğünü dile getirerek, sözlerine şöyle devam etti:

“İİT, üye sayısı bakımından BM’den sonra en büyük beynelmilel  kuruluştur. Bu teşkilatın gayesi ise Kudüs davası başta olmak üzere, İslam  dünyasının en önemli meselelerine sahip çıkmaktır. Elbette, İsrail yönetiminin  aralıksız tacizlerine, saldırılarına maruz kalan ilk kıblemiz Kudüs’ün hakkını  korumak, teşkilatın birinci vazifesidir. Filistin davasına sahip çıkmak, İsrail  zulmü karşısında Filistin’in hak ve hukukunu savunmak, bizler için  vazgeçilmezdir.

Son olarak dün ABD Başkanı Trump’ın, Golan Tepeleri ile ilgili  talihsiz açıklaması, bölgeyi yeni bir krizin, yeni bir gerilimin eşiğine  getirmiştir. Golan Tepeleri, 1967’den bu yana İsrail’in işgali altında  bulunmaktadır. 1967 senesindeki İsrail işgali, sadece bölgedeki Arapları değil,  Türkmenleri de kendi topraklarından göçe zorlamıştır. Türkiye’nin ve İİT’nin  böyle hassas bir meselede sessiz kalması, emrivakilere boyun eğmesi düşünülemez.  Golan Tepeleri’nin işgalinin meşrulaştırılmasına asla izin vermeyiz, veremeyiz.  Bununla beraber Müslümanların huzurunu, bekasını, hayat hakkını hedef alan her  kritik hadise, her saldırı biz ve teşkilat için önemlidir.”

“TEŞKİLATIN DAHA ÇOK İNİSİYATİF ALMASI GEREKEN BİR DÖNEMDEN GEÇİYORUZ”

İİT’nin, İslam dünyası ile tüm insanlığın geleceğini tehdit eden  olaylar karşısında bigane, kayıtsız kalmasının düşünülemeyeceğini vurgulayan  Erdoğan, şunları kaydetti:

“Bilhassa bu hassas süreçte doğrudan bizi ilgilendiren hususlarda daha  aktif, daha girişken olmamız ve mesuliyet üstlenmemiz gerekiyor. Teşkilatın her  zamankinden daha çok inisiyatif alması gereken bir dönemden geçiyoruz. 15 Mart’ta  Yeni Zelanda’da gerçekleşen kanlı terör saldırısı işte böyle bir eylemdir. Cuma  namazı için toplanan 51 kardeşimizin şehadeti, 47 kardeşimizin yaralanmasıyla  sonuçlanan bu kalleş saldırı, asla sıradan bir hadise olarak görülemez. Bu olay,  kökleri derinlere inen bir kinin, saplantının, nefretin inkarı mümkün olmayan bir  dışa vurumudur. Manifestodan, dehşet verici görüntülere, saldırganın silahının  üzerindeki tarih, isim ve yerlere kadar pek çok husus bu gerçeği ispat  etmektedir. Bu saldırı buz dağının görünen yüzüdür.”

Yeni Zelanda saldırısının, Müslümanları ve masum insanları toplu  olarak hedef alan ne ilk ne de son saldırı olduğunu belirten Erdoğan, bundan önce  de dünyanın farklı noktalarında Müslümanların şiddete, zorbalığa ve katliamlara maruz kaldığını hatırlattı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasında bu saldırılara ilişkin şu  örnekleri aktardı:

“1993 yılında Solingen’de Neo-Naziler evlerini ateşe vererek 5  vatandaşımızı kalleşçe şehit ettiler. 1994 yılında El-Halil’de İsrailli bir sivil  işgalci, Halil İbrahim Camisi’nde sabah namazı kılan 29 Müslüman’ı şehit etti,  125 Müslüman’ı da yaraladı. 2011 yılında Oslo yakınlarındaki Utoya Adası’nda 77  can, beyaz ırkın üstünlüğüne inanan bir cani tarafından öldürüldü. 2015 senesinde  Chapel Hill kentinde 3 gencimiz yine bir ırkçı tarafından evlerinde vurularak  katledildi. 2017 yılında Kanada’daki cami saldırısında 6 Müslüman hayatını  kaybetti. Batı Avrupa’da 2013-2017 yılları arasında Neo-Nazi gruplarınca  gerçekleştirilen 113 terör saldırısında 66 masumun canına kasttedildi.

Gün geçmiyor ki bir ibadethaneye, sinagoga, mescide, iş yerine,  derneğe yapılan saldırı haberini almayalım. Gün geçmiyor ki Müslümanların  demokratik haklarını kısıtlamayı amaçlayan bir uygulamayla karşılaşmayalım. Gün  geçmiyor ki göçmenleri, etnik, dini, kültürel kimliği farklı olanları hedef alan  bir sorunla muhatap olmayalım. Yükselen kültürel ırkçılıktan yalnızca Müslümanlar  değil aynı zamanda Museviler, Afrikalılar, Asya kökenliler, Romanlar da mağdur  oluyor. Çoğu zaman bu nefret suçlarının failleri ya bulunmuyor, bulunduğu zaman  ise ‘psikolojik rahatsızlık…’. Yani hemen bir psikolojik rahatsızlığa bunu  atfediyorlar. Münferit, adil suçlu denilerek olay ört bas ediliyor. Saydığım  saldırıların faillerinden hiçbiri İslam düşmanı, yabancı karşıtı ve terör  suçlamasıyla hakim karşısına ne yazık ki çıkarılmadı. Nasyonel Sosyalist yeraltı  örgütünün işlediği ırkçı cinayetlerin medya ile Alman resmi makamları tarafından  ‘dönerci cinayetleri’ yaftasıyla küçümsendiğini, önemsiz hale getirildiğini  özellikle burada hatırlatmak isterim.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Yeni Zelanda’da İki Camiye Yönelik Terörist  Saldırı ile Müslümanlara Karşı Nefret ve Tahammülsüzlükle Mücadele Konusunda  İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) Dışişleri Bakanları Düzeyinde Açık Katılımlı Acil  İcra Komitesi Toplantısının açılışında yaptığı konuşmada, sorunların halının  altına süpürülerek çözülemeyeceğine dikkat çekti.

Erdoğan, “Sosyal hastalıkları yok sayarak tedavi edemeyiz.  Problemlerden kaçarak, saklanarak, gizleyerek kurtulamayız. Bizi ve tüm insanlığı  tehdit eden meseleleri sükutla geçiştiremeyiz. Bilakis biz görmezden geldikçe  sorunlar katlanacaktır, büyüyecektir. Biz tepkimizi çok güçlü bir şekilde  göstermedikçe Neonazi virüsü bünyeyi daha fazla saracaktır.” diye konuştu.

Seslerini yükseltmedikçe, Batılı hükümetlerin konforlarını  bozmayacağını vurgulayan Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Biz birilerini rahatsız etme pahasına tavrımızı ortaya koymadıkça  saldırılar daha da pervasızlaşacak, ırkçı fanatikler daha da azgınlaşacak.  Sonuçta Allah korusun, 1940’larda Avrupa’da olduğu gibi telafisi mümkün olmayan  felaketler yaşanacaktır. Biz acı da olsa hakikatleri dillendirmedikçe Batılı  medya kuruluşları, İslam düşmanlığını körüklemeye, ateşe benzin dökmeye devam  edeceklerdir. İşte bunun için  gördüğümüz sıkıntıları cesaretle ifade etmeli, hep  birlikte üzerine gitmeli, yüzleşmeli, çözüm yollarını da yine beraberce  aramalıyız. Sadece kendimiz için değil, evlatlarımızın istikbali için de bu  sorumluluğu üstlenmeliyiz.

Bunu, gülücükleriyle camilerimizi şenlendiren 3 yaşındaki  şehitlerimizin hatıraları için yapmalıyız. Bunu, katiline bile kapıyı ‘Merhaba  kardeşim’ diyerek açan mümin yürekler için yapmalıyız. Bunu, hayat arkadaşını  toprağa verdikten sonra ‘Saldırganı affettim’ diyen müşfik gönüller için  yapmalıyız. Bunu, coğrafyamızdan yükselen feryatlara yenilerini eklememek için,  kör şiddetin kararttığı ufukları sulh şafağıyla kucaklaştırmak için yapmalıyız.  Bunu, umudunu bize bağlamış, gözünü ve gönlünü bizim burada alacağımız kararlara  dikmiş mahzun kalpler için gerçekleştirebilmeliyiz. Bir daha benzer acılar  yaşanmasın, camilerimiz kan gölüne dönmesin, fitne tohumları boy vermesin diye  tavrımızı net bir şekilde ortaya koymalıyız.”

“UZUN SÜREDİR BU MESELEYİ GÜNDEME TAŞIYORUZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, teşkilatın zirve dönem başkanı sıfatıyla  sorumluluklarının hakkını vermek için uzun süredir muhatapları nezdinde bu  meseleyi gündeme taşıdıklarına işaret ederek, “Hemen her fırsatta onların  dikkatini nefret suçlarına çekmeye çalışıyoruz. 6,5 milyon vatandaşı dünyanın 195  ayrı devletinde yaşayan bir ülke olarak, yabancı karşıtlığını ve İslam  düşmanlığını kendi meselemiz addediyoruz.” dedi.

Türkiye ile beraber teşkilat üyesi ülkelerin hepsinin yurt dışında,  kendine hayat kuran, okuyan, çalışan, rızkının peşinde koşan vatandaşları  olduğunu belirten Erdoğan, “Bugün İngiltere nüfusunun yüzde 7’si Müslümanlardan  oluşuyor. Müslümanların Avrupa’da 44 milyonu, Amerika’da 5 milyonu yaşıyor. Dünya  genelinde 400 milyon civarında Müslüman, diaspora ve azınlık bulunuyor. Bu  insanların kahir ekseriyeti 5-10 yıldır değil, birkaç nesildir, birkaç asırdır bu  ülkelerde hayatlarını devam ettiriyor, geleceklerini de yine burada görüyor.”  diye konuştu.

Erdoğan, Neonazi örgütler, ırkçı çeteler, fanatik sağ partiler, İslam  düşmanlığı üzerinden iktidar hevesi kuran muhteris siyasetçilerin, işte bu  insanları, sayıları 100 milyonlarla ifade edilen böyle bir kitleyi hedef aldığını  belirtti.

“ŞU ANDA KARŞIMIZDA AÇIKÇA İSLAM DÜŞMANLIĞI, MÜSLÜMAN NEFRETİ VAR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, gelinen nokta itibarıyla herkesin bir gerçeği  görmesi gerektiğini dile getirerek, konuşmasına şöyle devam etti:

“İslamofobi, Zenofobi veya aşırı sağ diye tarif ettiğimiz bu yapılar,  artık politik akımlar olmaktan çıkmıştır. Aslında bu kavramlar artık karşımızdaki  gerçeği anlatmaya yetersiz kalmaktadır. Şu anda karşımızda açıkça bir İslam  düşmanlığı vardır, Müslüman nefreti vardır. Bu mesele sadece siyasetin, sivil  toplumun, sadece akademik çalışmaların, araştırma kuruluşlarının konusu olmaktan  çıkmıştır. Bu tehdit artık güvenlik birimlerinin, devlet adamlarının, sokaktaki  vatandaşın da meselesidir. Tıpkı DEAŞ gibi, Eş-Şebab, PKK gibi Neonazi örgütleri  de terör yapılanması olarak ele alınmalı, bu şekilde değerlendirilmelidir.  İnsanlık, Holokost felaketi sonrasında nasıl antisemitizmle mücadele etmişse,  yükselen İslam düşmanlığıyla da aynı kararlılıkla mücadele etmelidir.”

Bugün uluslararası toplumun DEAŞ eylemleri sonrasında nasıl tepki  veriyorsa, aynı güçlü tepkiyi Neonazi saldırıları karşısında da göstermesi  gerektiğine işaret eden Erdoğan, çünkü bunların hepsinin aynı madalyonun farklı  yüzleri olduğunu belirtti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti:

“Bunların hepsi, masumların kanıyla beslenen parazitlerdir. Özellikle  Batılı basın yayın organları, kendilerini çok ciddi bir öz eleştiriye tabi tutmak  zorundadır. Müslümanları ötekileştirerek, mültecileri düşmanlaştırarak  kendilerine iktidar yolu açan politikacılar, söylemlerine çeki düzen vermelidir.  Hep bizden bunu beklememeli. Biz sadece ortada bir zulüm varsa, bu zulmün  karşısında dik durmaya çalışıyoruz. Hukuki düzenlemelerden cezaların  artırılmasına, okul müfredatından terör tanımının genişletilmesine kadar bir dizi  önlemin acilen hayata geçirilmesi gerekiyor. Londra’da, Paris’te, Brüksel’de,  Amsterdam’da yaşanan araba kazalarında bile hemen terör ihtimali aranırken,  organize ve örgütlü saldırıların adi suç kapsamında değerlendirilmesini doğru  bulmuyoruz. Nefret suçlarını önemsizleştirmenin hiç kimseye bir faydası yoktur.”

Erdoğan, Yeni Zelanda’da İki Camiye Yönelik Terörist Saldırı ve  Müslümanlara Karşı Nefret ve Tahammülsüzlükle Mücadele Konusunda İslam İşbirliği  Teşkilatı (İİT) Dışişleri Bakanları Düzeyinde Açık Katılımlı Acil İcra Komitesi  Toplantısı’nda konuştu.

İsrail’in Kudüs’te ve tüm Filistin’de dünyanın gözü önünde sürdürdüğü  terör devleti uygulamalarını gizlemeye ve saklamaya çalışmanın beyhude olduğunu  ifade eden Erdoğan, “Neonazi terörünü daha fazla görmezden gelmenin maliyeti çok ağır olacaktır. Hele hele gerçekleri dillendirdiğimiz için şahsımı hedef almak,  Batı dünyasında nefret objesi haline getirmek kimseye bir fayda sağlamaz. Biz  doğru bildiklerimizi söylemekten hamdolsun bugüne kadar çekinmedik, asla  çekinmeyiz.” diye konuştu.

Erdoğan, ırkçı medya kuruluşlarının, Neonazilerin söylemlerine,  lojistik destek veren Türk ve Müslüman düşmanı siyasetçilerin de baskılarına  boyun eğmeyeceklerini vurgulayarak, şöyle devam etti:

“40 yıldır manşetlerle çarpışıyoruz. İftira kampanyalarıyla mücadele  ediyoruz. Dün olduğu gibi bugün de yarın da hakkı söyleyecek, hakikati  haykıracağız. Burada bir hakkı da teslim etmemiz gerekiyor. Yeni Zelanda  makamlarına ve halkına teşekkürü bir borç biliyorum. Başbakan Sayın Ardern başta  olmak üzere Yeni Zelanda Hükümetine olay karşısında gösterdikleri hassasiyet ve  kararlı duruş için şahsım, ülkem ve teşkilatım adına teşekkür etmek istiyorum.  Sayın Ardern tarafından gösterilen tepki, sergilenen empati ve Müslümanlarla  dayanışma tüm dünya liderlerine örnek olmalıdır. Sayın Ardern’in dediği gibi  elbette terör saldırısını gerçekleştiren caninin adını anmamalıyız ancak bu vahşi  terör eyleminin unutulup gitmesine de müsaade etmemeliyiz. Bu teröristi  hakkettiği şekilde cezalandırarak, tüm bağlantılarını ortaya çıkartarak aynı  hevesleri taşıyanlara çok güçlü bir mesaj vermeliyiz.”

“İSLAM DÜŞMANLIĞIYLA MÜCADELEDE ASIL GÖREV BATILI DEVLETLERE DÜŞÜYOR”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İslam düşmanlığı ve kültürel  ırkçılıkla mücadelede asıl görevin Batılı devletlere düştüğünü dile getirerek  ancak Müslümanlar olarak bu sorununun artık daha ciddi şekilde ele alınması  gerektiğini kaydetti.

Bu meselenin artık milyonlarca kişinin can emniyetini, mal  güvenliğini, temel hak ve hürriyetlerini hedef aldığını belirten Erdoğan, İİT  bünyesinde atılabilecek pek çok adım olduğunu düşündüğünü, 10 yıllık eylem  planında İslam düşmanlığı konusuna yer verildiğini, maalesef bu konuda olması  gereken düzeyde bir çaba sergilenmediğini anlattı.

Erdoğan, Müslümanlara yönelik nefret suçlarını tespit ve takip edecek,  bunları sürekli gündemde tutacak güçlü bir mekanizmaya ihtiyaç olduğuna işaret  ederek, şöyle konuştu:

“Teşkilatın kurumsal olarak kendini bu asimetrik tehdide adapte etmesi  şarttır. Teşkilat bünyesindeki bağımsız İnsan Hakları Komisyonunun  güçlendirilmesi dahil elimizdeki siyasi, bürokratik ve sivil toplum araçlarını  nasıl daha etkin olarak kullanabileceğimizi burada tartışmalıyız. Ayrıca İslam  düşmanlığını Birleşmiş Milletler ile Avrupa Birliği gibi platformlara taşıyarak  paydaşlarımızın sayısını da artırmalıyız. Hepsinden önemlisi ümmetin bekasını  ilgilendiren hususlarda tek yürek, tek bilek olup beraberce hareket etmeliyiz.  İslam dünyasının ve insanlığın ortak geleceğini tehdit eden meselelerde kısa  vadeli çıkarlar, orta ve uzun vadeli menfaatlerimizin önüne geçmemelidir. Türkiye  olarak zirve dönem başkanı olarak elimizden gelen her türlü katkıyı vermeye hazır  olduğumuzu özellikle ifade etmek istiyorum.”

“VERİLECEK MESAJLAR MİHENK TAŞI OLACAK”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Yeni Zelanda saldırısında şehit olanlara bir  kez daha Allah’tan rahmet, yaralıların da en kısa sürede sağlıklarına  kavuşmalarını dileyerek, şehitlerin ailelerine ve Yeni Zelanda halkına başsağlığı  temennisinde bulundu.

Yeni Zelanda Hükümetine de hassasiyetleri için, dayanışma, sahiplenme  ve iş birlikleri için de şükranlarını sunan Erdoğan, “Bugün burada vereceğiniz  mesajların İslam düşmanlığı, yabancı karşıtlığı ve kültürel ırkçılıkla mücadelede  bir mihenk taşı olacağına inanıyorum.” dedi.

Konuşmasının sonunda Erdoğan’ın çağrısıyla Yeni Zelanda’daki terör  saldırısında şehit olanlar için dua okundu.

Etiketler :
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
reklam
POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
reklam
İLGİLİ HABERLER
SON DAKİKA
sakarya escortsakarya escortsakarya escortsakarya escortsakarya escort

sex hikayeleri